Bebeklerde hisseder
Bebek deyip geçmeyin! Beyin tarama cihazları ve testler yardımıyla bebeklerin düşünce ve hislerini çözmeye çalışan bilim adamlarına göre evdeki ufaklık hem sıkı bir gözlemci hem de sanıldığından daha karmaşık duygulara sahip!
Bebeklerin basit düşünce sistemine sahip olduklarıyla ilgili inanışların artık bilimde yeri kalmadı. Bilim, günümüzde onların beyin ve kalplerinin içiyle ilgili çok farklı bir tablo çiziyor. Karmaşık zekaları olduğu bilinen bebekler, dördüncü aylarından sonra tümdengelim yapabiliyor ve karışık örnekleri çözebiliyor. Ayrıca görsel açıdan çok ince farkları bile ayırt edebiliyorlar.
Üç aylıkken ipucu veriyor
Pediatristler, küçük hastalarının duygusal gelişimine odaklanılması gerektiğinin artık farkında. Anahtar nitelikteki duygusal yapıtaşlarıyla tanışamamış bebeklerin ileride konuşma, okuma, okulda başarı gibi konularda sorunlar yaşadığı ortaya çıktı. Üç aylık bir bebekten alınan duygusal yanıtların okunmasıyla, bebeğin depresyon, öğrenme güçlüğü, anksiyete, hatta otizm gibi sorunlarının olup olmadığı anlaşılıyor.
Araştırmacıları şaşırtan bir başka sonuç ise bebeklerin erkenden geliştirdikleri duygulardan birinin empati olması. Psikoloji profesörü Martin Hoffmanın yürüttüğü bir çalışmaya göre, başka bir bebeğin ağlamasını duyunca bebeğin kendisini de ağlamaya iten bu davranışın nedeni empati.
Bilim adamları, bu sevimli yaratıklarla yaptıkları çalışmalarda bebeklerin kafalarının içinden geçenleri anlamak için yüz ve vücut dili okuma tekniklerinin dışında EEG, lazer göz izleme ve MR beyin taramaları gibi yöntemlere de başvuruyor.
Yüzde 20si doğuştan utangaç
Araştırmacılar, çocukların yüzde 15-20sinin doğuştan utangaç ya da kaygılı olduğunu biliyor; ancak bunun nasıl geliştiği henüz anlaşılamadı. ABD de George Washington Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği profesörü Stanley Greenspan, konuşma ve öğrenme güçlüğü, otizm gibi sorunlar açısından risk grubunda olan çocukları tespit edebilmek için belli yaş gruplarına yönelik grafikler hazırladı. Bebeklerin sosyal ve duygusal yapıtaşlarının baz alındığı grafiklerle kontrol listesi oluşturuldu.
Uzmanlar farklı araştırmalara yoğunlaşsa da bir konuda fikir birliği içinde: Bir çocuğun sosyal, duygusal ve eğitim hayatı, ebeveyn ve çocuk arasındaki konuşmanın başlamasıyla başlar; yani gözlerini üzerinize kilitlediği, siz ona gülümse-diğiniz, o da size karşılık verdiği anda...
Birinci yaşgününde akıl okuma derdinde
Araştırmalara göre birinci yaşgününe yaklaşan bir bebek, komplike bir sosyal öğrenci haline geliyor. Başkalarının ne düşündüğünü bilmek isteyen bir yaş bebeği, çevresindekilerin bakışlarını takip ederek akıllarından geçenleri anlamaya çalışıyor.
Psikoloji profesörü Andrew Meltzoff, bakış takibinde usta olmayan bebeklerin dil gelişimlerinin daha zayıf olduğunu, gözleri görmeyen ya da annesi depresyonda olduğu için kendisiyle iletişime geçmeyen çocukların konuşma güçlüğü yaşamasının nedeninin de bu olduğunu vurguluyor.
Bir yaşını bir-iki ay geçen bebekler insan yüzleri arasındaki farkları artık kolaylıkla ayırt etme yeteneği kazanıyor. Yüz ifadelerindeki küçük farkları anlayan bebeklerin verdiği tepkiler, fotoğraflara bakan bebeklerin beyin dalgalarındaki hareketliliğin ölçülmesi sayesinde tespit edilebilmiş.